Türkler İslam ile müşerref olmadan evvel Şaman dinine mensuplardı. Şamanizmde ise kurban edilen hayvanın kanının kişinin alnına sürülmesinin; etrafındaki kötü ruhları kovarak o kişiyi kutsadığına inanılıyordu.

İslam ile birlikte "Hak geldi, bâtıl yıkılıp gitti! Şüphesiz bâtıl, yok olmaya mahkûmdur." Bu ifade, İsrâ Suresi 81. Ayet'te yer alan ve hakikatin (doğru olanın) ortaya çıkmasıyla yalanın ve yanlışın silinip gideceğini vurgulayan ilahi bir müjdedir. Lakin bazı Türk topluluklar İslamiyete geçtikten sonrada bu batıl adetlerini sürdürmeye devam ettiler.

Günümüzde de kesilen kurbanın kanını çocuk ve bebeklerin alnına sürmek, yeni alınan arabanın tekerine akıtmak gibi fiillerin şamanizm ve müşriklerden kalma ve asla İslam ile bağdaşmayan ancak toplumumuz tarafından benimsenen büyük yanlışlardan biri olduğunu görmekteyiz.

Dinimizde kanın hükmü necistir ve kişinin üzerine bulaştığı anda hemen yıkanıp temizlenmesi gerekmektedir. Ancak hala bir çok insan bu necisi çocuklarının iki kaşının ortasına veya alnına şifa umarak sürmekte..

Peygamber Efendimiz kesin bir şekilde kurban edilen hayvanın kanını insana sürmeyi yasaklamıştır.

Bu tarz hurafeler İslam'da yoktur, olması da mümkün değildir... Bidatlerin devamlılıkla yapılması kişiyi zamanla İslamdan uzaklaştırır..