Her sabah uyanır, dışarı çıkar, işimize gücümüze bakar, olduğu kadar haberlerle ilgileniriz. Okuduğumuz köşe yazıları olur, geçirdiğimiz günler, izlediğimiz dizi ve filmler. Bir fiilin içerisindeyken çoğunlukla onun farkında olmayız, aslında olmalıyız. Hızla yaşanarak tüketilen zamanın nerede kaybedildiği ve harcandığı çok mühimdir. Ölmek istemediğimiz yerde bulunmamamız gerektiği gibi, bize zararı dokunacak olan her unsurdan uzak durmamız gerekir. Zararlı olanı ancak farkında olarak görebiliriz. İnternet ortamında veyahut televizyonda bize söylenen her kelime ve cümlenin ardında ne yatıyor buna bakmalıyız. Bu mecburiyet, modern çağ ile karşılaştığımız sorunların bir getirisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira art niyetle tasarlanan haber yazısı, film gibi içerikler farkında olmadan insanların bilinç altında işlem görür ve bir sonraki oluşacak fikrin altyapısı haline gelir.

Veri mühendisliğinin yaygın olduğu çağımızda sıradan insanların hiçbiri değerli değildir. Sizin ne izlediğiniz, ne yaptığınız kimsenin umrunda olmaz. Fakat sizin ne düşündüğünüz, ne yapabileceğiniz, hangi duruma ne tepki vereceğiniz art niyetli odakların hedefindedir. Kişisel verilerin asıl önemi, toplumsal yönlendirmeler için hayati önem taşıyan içeriklerin şekillendirilmesinde kullanılmasıdır. Örneğin bir toplumun yüzde kaçı futbol izler, yüzde kaçı komedi sever, yüzde kaçı haberleri hangi platformdan takip eder, yüzde kaçı televizyon izler, yüzde kaçı siyasetle ilgilidir gibi verilerle toplumda şahısların hangi alanda yönlendirilmesi gerektiği ortaya çıkar. Futbol izleyenlerin karşısına futbolla ilgili fakat içerisinde art niyetli insanların kendi fikrini içeren içerikler sunulur ve 10 cümleden sadece 1'i olan zararlı cümleyle fikirlerin şekillendirilmesi başlar. Bu başta çok küçük gibi gözükür, onda birlik bir oran çoğu insan için yok hükmündedir. Fakat tüketim çılgınlığının zirve yaptığı bu dönemde her o 1 cümle zamanla birikir ve nihayetinde sizin hiç ilgilenmediğiniz, umursamadığınız konular hakkında fikir sahibi olmanızı sağlar.

Toplumlar şaka yoluyla önce alıştırılır, sonra olmayan gerçeklikler kişinin bildiği doğrular haline getirilir, kişiye kendi kültürü ezik, popüler kültür modern gösterilir. Güldüğünüz her şaka, içerisinde barındırdığı değerin küçültülmesidir. İnsanların vakit geçirmesi için tasarlanan bazı stand-up'larda kaybedilen şey sadece zaman değil aynı zamanda kişisel benliktir. Küçük büyük fark etmeksizin bilinçaltında fikirler şekillenir ve yarın atacak olduğunuz her adım bilinçaltınızda şekillenen fikirlere göre değişir. En basit örnekle bu durum çizgi film aracılığıyla pizzanın ülkemizde tanıtımıdır. 1980'li yılların sonuna doğru Türkiye'ye gelen dev pizza zincirlerinin büyük zarar ettiği sırada ninja kaplumbağalar çizgi filminin piyasanın çok altında bir fiyata özel bir kanala satılması ve yayına girmesiyle beraber pizza firmalarının büyük satış patlamaları yaşayarak yeni şubeler açmaya başlaması bu konuya büyük bir örnektir. Algı yönetiminin yaşla ilgili olmadığını gösteren bu örnekte yönlendirme bariz bir şekilde çocuklar üzerinden bir çizgi film aracılığıyla yapılmıştır. Pizza kötü değildir, çocuklar yanlış bir şey yapmamıştır ve hiçbir aileye şahsi yönlendirme yapılmamıştır. Fakat bu sürecin sonunda Türkiye gıda pazarına yeni bir oyuncu dahil olmuştur.

Haber kanalları aracılığıyla analizcilerin ve muhabirlerin kullandığı dil de çok önemlidir. Bakış açılarıyla şekilden şekle sokulan haberler kafa karıştırabilir. Olayların bütüncül bir yaklaşımdan ziyade taraflı bir şekilde veyahut eksik sunulması, insanları yanlış yönlendirebilir. Örneğin bir çok insan hâlâ Gazze-israil savaşını kimin başlattığı konusunda ihtilafa düşmektedir. Gazzelilere yıllardır uygulanan sistematik zulüm, aşılamayan ablukalar anlatılmadan, olaylar 2023'te başlamış gibi lanse edilerek insanlar yanlış bilgilendirilir. Doğu Türkistan'da halihazırda bir videonun dahi dışarıya çıkarılabilmesi neredeyse imkânsıza yakınken, içeride tasarlanıp yayınlanan mutlu insan portrelerine bakıp burada zulüm yok demek habercilikten ziyade aparatlıktır. Bu tarz cümlelere karşın 'Satın alınan kıyafet etiketlerine "yardım edin" yazısını yazan masumlardan hiç mi utanmıyorsun? İçeriden bir çare kaçıp yaşadıklarını anlatabilenlere hiç mi bakmadın?' sorularını sormak da elzemdir. Nihayetinde hiçbir terbiyesizlik karşılıksız kalmamalıdır.

Örnekler fazlasıyla artırılabilir, cümleler uzun uzadıya anlatılabilir. Sonuç olarak varılması gereken nihai nokta farkındalıktır. Modern çağda hiçbir içeriğe koşulsuz güvenmeden, her an tetikte yaşayarak farkında olmak, mantıklı sorgulamalar yapmak, modern çağın getirmiş olduğu kolaylıkların yanında bir mecburiyettir. İnsan olarak bunun bilincinde yaşamalı, karşımıza sunulan olayları defaatle araştırmalı ve bir karara varmadan önce kendi fikrimizi kendimiz oluşturmalıyız. Maruz kaldığımız her içerik bir fikirdir, fikirler birikerek hareketleri oluşturur. Modern zamanda oluşturulmak istenen dinsiz, duygusuz, hedefsiz nesillerin ortaya çıkmasını engellemek adına maruz kaldığımız -bırakıldığımız- her içeriği kendi nazarımızdan geçirip araştırdıktan sonra kabul etmek en doğrusu olacaktır. Zira kısa videoları kaydırmaya zamanı olanın araştırmaya zamanı olmaması bir noktada hedefe varıldığının da işaretidir. Bilinçsiz içerik tüketimleri zihni ölü toplumları doğurur. Bu toplumların da yönlendirilmesi kaçınılmazdır.

Bu boşluktan kurtulmanın yolu okumaktan, araştırmaktan ve Allah'a sığınmaktan geçer. Ancak okuyan toplumlar uyanabilir, araştıranlar bir bilgiye vakıf olabilir ve Allah'a sığınanlar selamete erebilir. Tüm insanlık boyunca aranan huzura erişmenin yegane yolu İslam'dır, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur ayeti her şeyi gözler önüne sermektedir. İnsanı sıkıntıya iten huzursuzluktur. Sıkıntıdan kurtulmak isteyen çareyi dışarıda arar durur, çeşitli yollara başvurur. Fakat bu çaresizliğin tek çaresinin Allah olduğunu bilmek, hem kişinin dünyasını hem de ahiretini kurtarır.