Hergün dengelerin değiştiği, üzerine yıllarca planlar kurulan Orta Doğu coğrafyasının göbeğindeki meseleydi Suriye meselesi. Peki son yıllarda Suriye'de neler değişti? Ülkemiz bu konunun neresindeydi?


Suriye'de Kim Kazandı?
Takvimler 8 Aralık 2024'ü gösterdiğinde Suriye'de gün, tüm dünyadan farklı doğdu. Artık Şam, 61 yıllık baskıcı, zalim ve hain yönetimden kurtulmuştu. Yönetim Suriye'nin büyük bir bölümü için Müslümanlara yani Suriye'nin gerçek sahiplerine geçmişti. 2011'de başlayan halk hareketi yıllarca eziyetle geçmiş ve 2024 yılında sadece 12 günlük bir operasyonla sonuçlanmıştı. Peki yıllarca başarılamayan ve halkın ezilmesiyle geçen bu süreç nasıl oldu da 12 günde bitirilebildi? Rejim karşıtı bir grup 13 yılda yapamadığını 12 günde nasıl yaptı? Esad'ın gücü 2 hafta bile kendisini korumaya yetmedi mi? Günümüzde Suriye'nin durumu ve yönetimi ne durumda?

Yıllarca Yapılan Zulüm
Suriye'de Baas rejiminin düşmesinin ardından halka uygulanan sistematik zulüm bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Özellikle Sednaya Hapishanesi'nden kurtulan insanların ve hapishanenin görüntüleri hem yürek yaktı hem de bir kez daha Suriye'de yaşananları gözler önüne serdi. İçeriden kurtulan bazı insanlar Hafız Esad'ın (Beşar Esad'ın babası) devrildiğini düşünecek kadar uzun süre içeride kalmış ve dünyadan bi haber yaşamışlardı -tabii bu duruma yaşamak denirse-. Hapishanedeki işkence odaları, yeraltında kurulmuş ve kadın, yaşlı, çocuk demeden insanların üst üste içeride tutulduğu odalar, içeriden kurtulanların anlattıkları ve görüntüler hepsini bir bir ortaya koymuştu. Bir kaç yıl geri gittiğimizde Esad'ın Suriye halkının (silahsız insanların) üzerine kimyasal bombalarla nasıl saldırdığı da hala hafızalardadır. Kanla kurulmuş bir rejim, zulüm ile abad olma çabası ve İslam düşmanlığı Baas rejiminin hep ana hatlarını oluşturmuştur.

Suriye Halkının Türkiye'ye Gelmesi
2011'de artık baskı rejiminin protestolara karşı işi baskıdan zulme taşımasıyla iç karışıklıklar başlamış ve Baas rejiminin sivil halka kontrolsüz güç uygulayarak zulmetmesi, milyonlarca masum insanın mecburen bulundukları bölgeyi terk etmesine sebebiyet vermişti. Özgür Suriye Ordusu da bu süreçte, halka uygulanan zulme karşı kurulmuştu.

Suriye'de Türkiye'nin başlattığı Operasyonlar
Suriye'de tek dert Esad da değildi. Bir de başta PKK problemi vardı, isim değişiklikleriyle devam eden, YPG adı altında varlığını Suriye'de de gösteren teröristlere karşı, tarihler 2016'nın ağustos ayını gösterdiğinde Türkiye artık gerek sınırındaki güvenlik için gerekse Suriye'deki zulme karşı durup ülkesine sığınan halkın güvenli bir şekilde ülkelerine dönebilmesi için belli başlı operasyonlar başlattı. Fırat Kalkanı harekatıyla başlayan süreci Zeytin Dalı Harekatı, Barış Pınarı Harekatı ve Bahar Kalkanı Harekatı takip etti. Türk askerinin ayağını bastığı bölgelerde halk Türk Bayrağı'nı gördüğünde derin bir nefes aldı, çocukların yüzleri güldü. Zulüm gören masum halka şefkat elini yine Vefalı Türk elini uzattı.

Türkiye'de Bazı Kesimler Tarafından Yapılan Esad Güzellemeleri
Sednaya Hapishane'sinde ve Suriye genelinde zulüm devam ederken, Suriye bütünlüğü söz konusu dahi değilken Türkiye'de bazı ünlü isimler ve siyasilerde bazı söylemler ortaya çıkmaya başladı. 'Suriye'de zulüm yok!', 'Suriyeliler evlerine dönebilir!' söylemleri Türkiye gündemindeydi, hatta Esad'ın geri dönen Suriye'lilere iş ve para vereceği bile edilen iddialar arasındaydı. Suriye'ye gidip video çeken bazı ünlüler Şam'da hayatın gayet normal olduğunu ve burada insanların rahatlık içerisinde yaşadığını dahi iddia ediyorlardı. Bu söylemler Türkiye içerisinde kısa süreli huzursuzluk oluşturmanın ve gelip-geçer olmanın ötesine geçemedi. Zira Türkiye'deki bilinçli halk durumun aslını biliyordu ve Esad'ın zalimliği hala hafızalardaydı. Velhasıl bu söylemlerin de ömrü uzun olmadı, Suriye'de Baas rejiminin devrilmesiyle beraber tümünün yalan ve uydurma olduğu diğer konularda olduğu gibi burada da yine ortaya çıktı.

12 Günlük Operasyonun Arkaplanı
61 yıllık yönetime sahip olan Baas rejimi pat diye 12 günde (27 Kasım - 8 Aralık 2024) çökmedi tabii ki. Rejimi devirenlerin arkasında kimin olduğu buradaki esas meseledir. Nihayetinde Esad Rusya ve İran'ın güdümünde hareket eden ve ülkeyi idare eden biriydi. 27 Kasım'la beraber başlayan operasyon için Türkiye bu noktada masada devreye girmiş ve Rusya ile İran'ın sistemli bir şekilde çekilmesini sağlayarak Şam'a ilerleyen muhalif güçlerin önünü açmıştır. Rusya ve İran'ın bölgeden çekilmesiyle beraber Esad'ın da ülkeden kaçışı peş peşe yaşanan gelişmelerdir.

Yeni Yönetimin Türkiye İle İlişkileri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 5 Eylül 2012 tarihinde yaptığı bir konuşmasında, En yakın zamanda Şam'a gidecek ve oradaki kardeşlerimizle muhabbetle buluşacağımızdan ve Emevi Camii'nde namaz kılacağağımızdan bahsetmişti. Bu cümlelerin üzerinden seneler geçti ve bugün, MİT Müsteşarı İbrahim Kalın'ın Emevi Camii'ne olan ziyareti ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Kasyun Dağı'nda Ahmed Şaraa ile beraber Şam'a doğru bakarak kahve içmesi gerekli mesajların verildiğinin göstergesidir. Sürekli olarak ve yakından gerçekleştirilen temaslar yeni Suriye hükümetinin Türkiye ile beraber hareket ettiğinin göstergesidir. Zira yakın dönemde Suriye'nin doğusuna yapılan operasyonlarda terör örgütlerinin de içinde bulunduğu 'Bizi Türkiye vuruyor' söylemleri boş değildir. Türkiye Suriye'nin yönetim değişikliğinde aktif rol oynamış ve zulmün sona erdirildiği bu süreçte gerek masada gerek sahada sağlamca iradesini ortaya koymuştur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettiği gibi Türkiye Türkiye'den çok daha büyüktür. Türkiye, 783 bin kilometrekareyle ufku sınırlandırılamayacak bir ülkedir. 

Günümüzde Suriye Devleti'nin Bütünlüğü
Günümüzde yapılan son operasyonlarla beraber PKK'nın (SDG) da köşeye sıkıştırılmış olması, Suriye Devleti'nin bütünlüğünü büyük oranda sağlamıştır. Düne bakıldığında neredeyse yarısı ABD'nin güdümünde diğer yarısı da Esad'ın (Rusya ve İran'ın) güdümünde yönetilen Suriye, bugün büyük oranda pisliklerden temizlenmiş ve temizlenmeye devam etmektedir. Türkiye ile beraber hareket eden yeni Suriye hükümeti doğru kararlar vermekte ve masada siyaseti iyi yönetmektedir. Başta PKK'ya (SDG) süre verip sonrasında verilen sözü yerine getirmeyen PKK'ya karşı gerçekleştirilen operasyonlar 'Masada size bir şans verdim. Eğer bu durumu bizi oyalamak için sürdürüyorsanız sizi ezer geçeriz!' demenin sahadaki karşılığıdır. Bu tablo Türkiye'nin zamanında terör örgütlerini yöneten devletlere karşı uyguladığı tablonun benzeri olarak bugün karşımızda durmaktadır.
Bunlara ek olarak israilin Kuneytra kırsalındaki işgali ve Süveyda kırsalındaki dürzileri ayaklandırma çabaları sürmektedir. Allah'ın izniyle terör derdi bittikten sonra sıra terör devletine gelecektir. Allah'ın vaadi haktır! Zafer inananların olacaktır!