Cevheri kaybetmeden yaşa!
Allah'ın selamı üzerinize olsun .. Başta Rasulullah Efendimiz (s.a.v.)'e, gönderilmiş tüm peygamberlere salat ve selam olsun..
Teknolojinin aşırı hızla geliştiği, yaşam şartlarının her dakika değiştiği, insan fıtratının zorlandığı, arkasından yetişemediğimiz bir hayatın içinden geçiyoruz. 90'lı yıllarda çocukluğunu yaşamış biri olarak; öğrendiklerimizi gündelik hayatta tatbik eder, ezber olsun, pratik olsun, hesap kitap olsun, anne babamızdan, okuldan, caminin imamından, ustadan öğrendiğimizin karşılığını hayatta bulabilirdik. Bakkalda bir alışveriş yaparken ne kadar para ödeyeceğimizi, cebimizde ne kadar para kalacağını hesaplayabilir durumdaydık, yakınlarımızın, arkadaşlarımızın, babamızın iş telefonunu ezbere biliyorduk. Henüz teknoloji bizim adımıza bir çok faaliyeti gerçekleştirmiyordu, hayatı kendi adımıza yaşardık, zorluklarıyla güzellikleriyle. Merdaneli çamaşır makinelerinden otomatik çamaşır makinelerine geçişin, eve ilk defa alınan bulaşık makinelerinin, hacca giden amcaların torunlarına getirdiği commodore 64 lerin şahitleriydik.
O günlerden bakarken 2000'li yıllarda uçan arabalar, robotlar olarak hayal ediyorduk. İzlediğimiz filmlerde bu vizyonunu bize sunuyorlardı. Bu yazdıklarımı okurken benim gibi 90 ları yaşamışlar hatıralarına kapı bulmuştur sanıyorum. Bugün geldiğimiz noktada merkezi kilidi olduğu için çok beğendiğimiz broadwaylerden, yaklaşınca kapıları, yan aynaları açılan arabalara sahip olmak oldukça sıradan hale geldi, yüz tanıma ile çalışan akıllı cihazlar cabası. Teknolojide yaşanan gelişmeler mutlaka konforumuzu arttırdı, kimse buna itiraz edemez ancak kolaylaşan hayatlarımızda zaman kazanmamız gerekirken hiçbirşeye zaman bulamayacak hale gelmemiz de fıtratımızın dışına çıktığımızı gösteriyor, benim baktığım pencereden. Aynı zamanda insana bahşedilmiş nimetleri bir bir terk etmeye devam ediyoruz.
Ezberimizde tuttuğumuz bilgileri kenara koyalı çok zaman oldu artık karar verme noktasında yapay zekadan destek almadan adım atan kimse kalmadı neredeyse, hem de yediden yetmişe. Yediğimiz içtiğimiz sevdiğimiz sevmediğimiz herşeyi hatta dostumuza söyleyemeyeceğimiz dertlerimizi bile ipin ucunda kimlerin olduğunu bildiğimiz halde paylaşır olmuşuz malesef binbir beklenti ve umutla yapay zekaya. Neye hizmet ettiği/edeceği aşikar olana teslim olmuş gibi görünüyor insanlık. Şahsen teknoloji alanında çalışan biri olarak "teknolojiden uzak duralım, dağa çıkıp orada yaşayalım" demiyorum, çağın gereklilikleri, savaş cepheleri ortada. Ancak insanı insan yapan özelliklerden istifa edersek, teknolojiden istifade etmiş olmayız açıkça esarete düşmüş oluruz, yönlendirilen, kullanılan, yönetilen oluruz. İnsana bahşedilen en büyük şeref alemlerin Rabbi ile muhattap olmaktır şüphesiz, bununla beraber de türlü güzel hasletler nasip eden Rabbimiz'e (c.c.) sonsuz hamdü senalar olsun. Hal böyleyken insan olmayı terk etmek gönlün kesinlikle reddedeceği akla dahi ziyan bir durum.
Teslimiyetimiz, güvenimiz her zerremizi her an yaratan yöneten bizleri gözeten Rabbimize olmalı. Evet inanıyoruz ki bu imtihan zemini olan dünyada oluş sebebimiz tercihlerimizi ortaya koymak. Rabbimiz (c.c.) hayatı ve ölümü bizleri neden yarattığını ve bize ne emrettiğini idrak edebilmeyi nasip eylesin.
Selam ve dua ile..
Adamın Biri