Sakarya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu üyesi dernekler, Sakarya Eğitim Vakfı (SAKEV) ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda ülke ve dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Toplantı sonrası yapılan basın açıklamasında, dünya kupasının yoğun şekilde gündemde olduğu bir dönemde küresel ölçekte yaşanan insani krizlerin geri planda kalmaması gerektiği vurgulandı.

"İşgal rejimi güvenlik sorunu olmaya devam ediyor"

Gazze'de yaşanan gelişmelere de değinilen açıklamada, bölgede ateşkes söylentilerine rağmen saldırıların ve insani krizin devam ettiği vurgulanan açıklamada, "Bugün ateşkes yapıldığı söylense de gönül coğrafyamızda kan ve gözyaşı akmaya devam etmektedir. Gazze işgal altındadır. Resmi rakamlarla 73 bin şehidimiz vardır. Gerçek bu rakamların çok üstündedir. Amerikan emperyalizmin desteklediği Siyonist Yahudi Gazze'yi, Batı Şeria'yı Filistin topraklarını ve dahi Mescid-i Aksa'mızı muhasara altında tutmaktadır. Bölgenin ihtiyacı olan sağlık, gıda ve her türlü insani yardımın cüzi miktarda çok zor şartlar altında bölgeye ulaşabilmektedir. Gazze'de ambargo ve cinayetler devam ederken bölgemiz için güvenlik sorunu olmaya devam eden işgalci israil, Lübnan'da, Suriye'de de işgalini sürdürülmekte, İran ve Lübnan bombalanmaya devam etmektedir. Bizlerin mazlumların feryatlarına bigâne kalmamamız, emperyalizmin tüm unutturma çabalarına karşı uyanık olmamız Gazze'yi konuşmaya devam etmemiz gerekmektedir." denildi.

"NATO organizasyonu ile Gazze daha çok gündem edilebilirdi"

7-8 Temmuz tarihlerinde Ülkemizde düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin de değerlendirildiği görüşmelerinde yoğun sembollerle katılımcıların karşılanıp uğurlandığı hatırlatılan açıklamanın devamında, "Güçlü Türkiye imajı NATO'ya bağlı ülke liderlerine ve dünyaya gösterilmiştir. Birçok NATO toplantısında protestolar ön plana çıkarken ülkemizde herhangi bir protesto yaşanmamıştır. Gerçi protesto etme ihtimaline karşı birçok insanımız gözaltına alınmıştır. Mehter müziği ile şanlı tarihimize vurgu yapılan bu organizasyonda tarihsel bağlar kurulmuştur. Böylesi dünya çapında bir organizasyonda Gazze katliamı ve İran savaşı daha güçlü bir ses olarak gündeme getirilebilirdi, ama mazlum coğrafya bu toplantıda yine mazlum olarak anılmadan geçildi.  Organizasyon açısından sonuna kadar övünülecek işler yapsak da mazlumların sesinin kısık kalması bizleri incitmiştir." ifadelerine yer verildi.

"Turizmden plaj turizmi anlayan bir anlayış kültür veremez"

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen "Kültür Festivali"ne ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı açıklamada, "En son Bursa da yapılıp Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından paket programlar dahilinde şehrimizde de yapılan kültür kısmını pek göremediğimiz ama festival kısmının gözümüze sokulduğu bir 'Kültür Festivali' yapılmıştır. Kültür politikalarını turizm politikasının altında ezen, turizmden de daha çok plaj turizmini anlayan bir anlayış ile maalesef ülkemiz gençliğinin daha kültürlü hale gelebilmesi mümkün değildir. Bizler yabancı devlet başkanlarına mehter dinletilirken biz Sakaryalılara Demet Akalın üstüne Bayhan dinleten bir kültür politikası istemiyoruz. Şehrimizde sahne alıp ne kadar para aldıklarını bilemediğimiz ama milyonları götürdüklerini tahmin ettiğimiz ses sanatçılarını kim nerede dinlemek isterse dinleyebilir bu bizlerin engel olabileceği bir durum değildir. Bu tarz organizasyonların kamu kaynakları kullanılarak devlet ya da belediye çatısı altında yapılmasının bir hak ihlali olduğunu düşünüyor, 'yayında ve yapımda emeği olanlara' manevi hakkımızın üzerlerinde olduğunu hatırlatırız." denildi.

"İslam'a inanmama kimseye İslam'ın kutsalları ile dalga geçme hakkı vermez"

Toplumun inanç değerlerine saygının korunması gerektiği vurgulanan açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi:

"İnsanların kendi mezhebi ve meşrebince eğlenmeleri en doğal haklarıdır. Kültür ve Seviyelerine uygun her türlü espri yapıp gülüp oynayabilirler. Unutulmamalıdır ki yapılan kültür etkinlikleri sadece günün koşullarına göre eğlenmek değil, geçmişten gelen mirası da taşıyabilmektir. Sadece sahne alan şarkıcılar ile kültür olmaz hatta yozlaşır. Ülkenin koşulları, siyaseti, politikaları konusunda mizah üretebilirler ama son günlerde herkesin erişimine açık alanlarda bu toprakların mayası olan İslam'ın şiarlarını ve kutsallarını espri konusu yapmak Müslüman kalpleri kırar ve incitir. Bizleri de ailemizin en sevdiğimiz üyesine yönelik hakaret edilmesinden daha çok kızdırır. Herkesin bir dine inanma ya da inanmama hakkı vardır. İnsanlar, İslam başta olmak üzere bir dine inanır ya da inanmayabilir. Bizim inancımıza göre bu insana Allah'ın verdiği bir haktır ama İslam'a inanmama kimseye İslam'ın kutsalları ile dalga geçme hakkı vermez. Kutsallarımıza yönelik dalga geçen ifade ve tutumlar kimsenin hakkı da haddi de değildir"