Rooney’nin Filistin yanlısı tutumu nedeniyle telif gelirlerini kullanmasının terörle mücadele mevzuatı kapsamında suç teşkil edebileceği gerekçesiyle alınan karar, İngiltere’de sansür eleştirilerine yol açtı.

İrlandalı yazar Sally Rooney’nin Filistin halkıyla dayanışma amacıyla sürdürdüğü tutum nedeniyle kitaplarının İngiltere’deki dağıtımının durdurulması, ülkede ifade özgürlüğü ve demokratik haklara yönelik müdahaleler konusundaki tartışmaları alevlendirdi.

İngiltere’de yayınevi Faber, Rooney’nin telif gelirlerini, siyonist işgal rejimine yönelik protestolar düzenleyen ve İngiliz hükümetince Temmuz 2025’te terör örgütü ilan edilen Palestine Action (Filistin Eylemi) grubuna aktarma kararının yasal sonuçları olabileceği gerekçesiyle yazarın eserlerini ülkede artık hiçbir formatta dağıtmayacağını açıkladı.

Rooney’nin de onayıyla alınan karar, Filistin halkına yönelik ihlallere karşı çıkan bir yazarın eserlerinin siyasi tutumu nedeniyle dolaşımdan çekilmesi yönünde ciddi bir tartışma başlattı. Karar, terörle mücadele mevzuatının sınırlarının genişletilerek ifade özgürlüğü ve siyasi dayanışma üzerinde baskı oluşturduğu eleştirilerini beraberinde getirdi.

Dört romanı milyonlarca satan ve eserleri televizyona uyarlanan 35 yaşındaki Rooney, inançlarını ve niyetlerini kamuoyundan gizlemediğini belirterek kararın sonuçlarını üstlenmeye hazır olduğunu ifade etti. Yazarın bu tutumu, Filistin meselesinde sessiz kalmayı reddeden ve siyasi görüşlerinin bedelini göze alan bir aydın duruşu olarak değerlendirildi.

İngiltere’de Filistin dayanışmasına sert müdahale

İngiliz hükümetinin Palestine Action'ı terör örgütü ilan etmesi, sivil özgürlükler ve barışçıl protesto hakkı üzerindeki etkileri nedeniyle eleştiriliyor. Örgüte üyelik veya örgütü desteklemek, ülkede 14 yıla kadar hapis cezasıyla sonuçlanabilecek suçlar arasında yer alıyor.

Sivil özgürlükler savunucuları, bu düzenlemenin Filistin'e destek açıklamalarını ve protesto hakkını baskı altına alabileceğine dikkati çekiyor. Hükümetin kararını protesto etmek amacıyla binlerce kişi, üzerinde "Palestine Action'ı destekliyorum" yazılı pankartlarla sessiz eylemler düzenledi.

İngiltere'de bu eylemler kapsamında 3 binden fazla kişi gözaltına alınırken, bin 200'den fazla kişi Terörle Mücadele Yasası kapsamında suçlandı. Haberin hazırlandığı tarihte söz konusu suçlamalar nedeniyle henüz mahkumiyet kararı verilmediği bildirildi. Gözaltına alınanlar arasında 80'li ve 90'lı yaşlarındaki kişilerin de bulunması, hükümetin uygulamalarına yönelik tepkileri artırdı.

İngiliz hükümeti ise Palestine Action'ın terör eylemleri gerçekleştirdiğini, bu eylemlere katılanları yücelttiğini ve şiddeti teşvik ettiğini savunuyor. Hükümet, yasak kararının Filistin'e destek amacıyla gerçekleştirilen yasal protestoları engellemediğini öne sürüyor.

Bununla birlikte, bir grubun terör örgütü olarak sınıflandırılmasının, o grubun tüm faaliyetleriyle ilgili siyasi görüş açıklamalarının veya ona yönelik her türlü desteğin aynı hukuki kategoriye sokulması anlamına gelip gelmeyeceği tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Kitapçılar karara tepkili

Faber'in duyurusu, İngiltere'deki kitapçıları da hukuki belirsizlikle karşı karşıya bıraktı. Kitapçılar Birliği, yayıneviyle yaptığı görüşmenin ardından kitapçıların mevcut stoklarını satmaya devam edebileceğini, ancak yeni sipariş veremeyeceğini açıkladı.

Bazı kitapçılar, dağıtım tamamen kesilmeden önce Rooney'nin eserlerinden daha fazla satın almaya çalıştı. Ancak dağıtım kanallarındaki stokların tükenmesi, bu girişimleri de zorlaştırdı.

Londra'daki Camden Town Bookshop çalışanı Lucy Burke, Rooney'nin ülkede çok satan ve uzun süre ilgi gören bir yazar olduğunu belirterek yaşananları "tamamen saçma" olarak nitelendirdi. Burke, gelişmelerin ülkenin en tanınmış yazarlarından birine yönelik sansür anlamına geldiğini söyledi.

London Review Bookshop çalışanı John Clegg de Rooney'nin tavrını destekleyerek yazarın tutumunun yasanın değiştirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. Clegg, düzenlemeyi "saçma bir yasa" olarak nitelendirerek hükümetin uygulamayı sona erdirmek için daha hızlı hareket etmesi gerektiğini belirtti.

Siyonist işgal rejimine yönelik boykot tartışması

Rooney, Filistinlilere yönelik politikaları nedeniyle siyonist işgal rejimi şirketlerine, üniversitelerine ve kültür kurumlarına boykot çağrısı yapan Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar (BDS) hareketini destekliyor. işgal rejimi ise hareketi sözde yahudi devletinin sözde meşruiyetini hedef almakla suçluyor.

2020'de kurulan Palestine Action, İngiltere'nin siyonist işgal rejimine askeri desteğini sona erdirmeyi amaçladığını belirtiyor. Örgüt, siyonist işgalcilerin Filistinlilere karşı soykırım işlediğini savunuyor.

Grubun eylemleri arasında siyonist işgal rejimine mensup silah üreticisi Elbit Systems'ın İngiltere'deki bir tesisine girilerek ekipmanların balyoz ve levye kullanılarak parçalanması ile Haziran 2025'te Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait bir üsse girilerek iki yakıt ikmal uçağının motorlarına kırmızı boya püskürtülmesi bulunuyor. Örgüt, insanlara yönelik şiddeti savunmadığını belirtiyor.

Grubun avukatlarının gelecek ay Yüksek Mahkemeye başvurarak yasağın kaldırılmasını talep etmesi bekleniyor.

İngiltere hükümeti son dönemde Filistin konusunda bazı politika değişikliklerine de imza atmasına rağmen, hükümetin Palestine Action yasağını sürdürmesi, Filistinlilere yönelik politikalarda atılan adımlarla ifade özgürlüğü alanındaki uygulamalar arasındaki çelişkiye ilişkin eleştirileri ortadan kaldırmadı.

Rooney'nin eserlerinin dağıtımının durdurulması, Filistin halkına destek açıklamalarının ve siyasi dayanışmanın hangi noktada cezai yaptırımlarla karşılaşabileceği sorusunu yeniden gündeme getirirken, İngiltere'nin ifade özgürlüğü ve demokratik haklar konusundaki yaklaşımına ilişkin tartışmaları da derinleştirdi.