Ekonomist Mehmet Başaran, İLKHA muhabirine yaptığı değerlendirmede, faize dayalı ekonomik sistemin üretimden ticarete, tüketicinin alım gücünden piyasalardaki nakit akışına kadar birçok alanda oluşturduğu etkilere değindi.

Yüksek finansman maliyetlerinin üretici ve esnaf üzerinden tüketiciye yansıdığını belirten Başaran, ekonomik büyümenin yalnızca rakamsal verilerle değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Faiz yükünün üretim maliyetlerini artırarak fiyatlara yansıdığını ve piyasadaki nakit akışını olumsuz etkilediğini belirten Ekonomist Mehmet Başaran, ekonomik büyümenin vatandaşın mutfağına ve yaşam standardına yansıması gerektiğini söyledi.

Başaran, ayrıca kredi kartlarının geçim aracı olarak kullanılmasının ciddi ekonomik riskler barındırdığına dikkat çekerek üretim, yatırım ve istihdamın desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Mehmet Başaran

"Paranın, yatırımı ve üretimi destekleyen bir araç olmaktan çıkması en büyük sorunlardan biridir"

Başaran, faizle kullanılan kredilerin üretim maliyetlerini artırdığını ve bu maliyetlerin tüketiciye yansıdığını belirterek şöyle konuştu:

"Faize dayalı ekonomik sistemin en büyük sorunlarından biri de paranın, yatırımı ve üretimi destekleyen bir araç olmaktan çıkıp kendi başına bir kazanç kapısı haline gelmesidir. Örneğin bir işletme, yüksek faizle kredi kullandığında doğal olarak bu maliyetini üretim giderlerine yansıtır. Bununla birlikte üretici pahalıya üretir, esnaf pahalıya satar, tüketici de yüksek fiyata ürün almış olur. Bunun neticesinde meydana gelen finansman maliyetinin büyük bir bölümü yine dönüp dolaşıp esnafın ve vatandaşın cebinden çıkmış olur."

"Vatandaş yoğun bir mesaiye rağmen ticarette istediği kazancı elde edemiyor"

Faiz oranları ve vergi yükünün ticaret üzerindeki etkilerine dikkat çeken Başaran "Bugün faizlerin yüksek olduğu bir ortamda, artan maliyetlerin yanı sıra buna vergi yükünü de dahil edecek olursak; vatandaş yoğun bir tempoyla, yoğun bir mesaiyle çalışmasına rağmen ticarette istediği kazancı elde edemediği için elindeki parayı ve sermayeyi riske atıp ticarette kullanmak yerine, çok daha cazip gelen faize koymayı ve faizde değerlendirmeyi tercih edebilmektedir. Ancak bu durum hem ülke ekonomisine hem de halkın ekonomisine doğrudan darbe vurup piyasalarda çok ciddi bir nakit yetersizliğine yol açmaktadır." dedi.

"Ekonomik büyüme vatandaşın mutfağına ve sofrasına yansımalı"

Başaran, büyümenin vatandaşın günlük yaşamındaki karşılığının da görülmesi gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:

"Bu bağlamda ülkemizde rakamlar üzerinden ekonomik büyüme gerçekleşmiş görünse de bu büyüme üretimden ziyade tüketime ve kredi genişlemesiyle destekleniyorsa ve aynı yönde talepler artıyorsa, fiyatlar üzerindeki baskı devam edeceğinden ekonomideki büyüme oranı enflasyona doğru bir şekilde yansımayacak, enflasyonla mücadele de daha da zor bir hâle gelecektir. Dolayısıyla ekonominin büyümesi sadece rakamlara değil; vatandaşın alım gücüne, mutfağına, sofrasına ve yaşam standardına da sirayet etmelidir. Bu anlamda istenilen ve beklenilen sadece rakamsal büyüme değil, ekonomik refahın tabana adil bir şekilde yayılması ve dağılmasıdır."

"Kredi kartları artık bir geçim aracı hâline gelmiştir"

Vatandaşların alım gücündeki düşüş ve nakit sıkıntısı nedeniyle kredi kartlarına daha fazla yöneldiğini ifade eden Başaran, kredi kartlarının temel kullanım amacının dışına çıkarak geçim aracı hâline gelmesinin önemli bir risk oluşturduğuna dikkat çekti.

Başaran, bu durumun vatandaşların mevcut gelirleriyle geçinmekte zorlandığını gösterdiğini belirterek şöyle konuştu:

"Netice itibarıyla alım gücündeki azalma ve nakit akışındaki sorunlar, esnafın kartlı harcamalara olan eğilimini her geçen gün daha da artırmaktadır. Bugün çok yoğun bir şekilde görüyoruz ki vatandaş ay sonunu getirebilmek için kredi kartlarına başvuruyor. Ancak burada çok ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyayız; çünkü kredi kartları artık bir ödeme aracı olmaktan çıkmış, bir geçim aracı hâline gelmiştir. Bu da bize vatandaşın kazandığı parayla geçimini sağlayamadığını, gelecekte kazanacağı gelirini de bugünden harcadığını işaret ediyor. Bu durum, ticarette ve ekonomide çok ciddi bir risk oluşturmaktadır; zira vatandaş kredi kartını kullanmakla zenginleşmiyor, likit ve nakit sorununu da çözmüş olmuyor. Bilakis ödemelerini ve geçimini bir sonraki aya ertelemiş oluyor ve bu döngü sürekli bu şekilde devam ediyor."

"Üretimi, yatırımı ve istihdamı desteklemek gerekiyor"

Başaran, açıklamasının sonunda şu değerlendirmelerde bulundu:

"Özetlemek gerekirse toplumun arzu ettiği, hayalini kurduğu ekonomi modeli; üreticinin kazandığı, esnafın ayakta kaldığı, işçinin emeğinin karşılığını aldığı, emeklinin geçim sıkıntısı yaşamadığı ve gençlerin geleceğe umutla baktığı bir ekonomik düzendir. Bu düzeni kurmanın yolu da üretimi, yatırımı, istihdamı ve reel sektörlerin gücünü büyük ölçüde artırmak, geliştirmek ve desteklemektir."