Afrika'da Ebola salgını giderek daha geniş bir alana yayılırken, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden gelen son veriler tablonun ağırlığını ortaya koydu.
Kongo Sağlık Bakanlığının 1 Kasım'da yayımladığı rapora göre, Mayıs 2026'da başlayan salgında 5 bin 103 kişi hayatını kaybetti, doğrulanmış vaka sayısı ise 10 bin 467'ye çıktı.
Açıklanan verilere göre hastalığın ölüm oranı yüzde 48,8 seviyesinde bulunuyor.
Bu rakamlarla ülkedeki en ölümcül Ebola salgını olarak kayıtlara geçen mevcut dalga, 2014-2016 yıllarında Batı Afrika'da yaşanan salgının ardından dünya genelinde en fazla can kaybına yol açan ikinci Ebola salgını konumuna geldi.
Batı Afrika'daki salgında 28 binden fazla kişi enfekte olmuş, 11 binden fazla kişi hayatını kaybetmişti.
Salgın 8 eyalette 67 sağlık bölgesine yayıldı
Salgın, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin 26 eyaletinden 8'inde bulunan 67 sağlık bölgesine ulaştı.
En ağır tablonun yaşandığı Ituri eyaleti, ülkedeki doğrulanmış vakaların yaklaşık yüzde 71'ini oluşturuyor.
Salgının kontrol altına alınmasını zorlaştıran en önemli unsurlardan biri, yeni vakaların önemli bölümünün daha önce tespit edilmiş temas zincirleriyle ilişkilendirilememesi.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin (CDC) değerlendirmesine göre Ituri'de yeni vakaların yaklaşık yüzde 80'i, sağlık ekiplerinin takip ettiği bilinen temaslılarla bağlantılı değil. Bu durum, virüsün tespit edilemeyen bulaşma zincirleri üzerinden yayılmayı sürdürdüğüne işaret ediyor.
Son sağlık raporunda bir günde 45 yeni ölüm kaydedildiği, bunların 26'sının tedavi merkezleri dışında, yerleşim yerlerinde meydana geldiği bildirildi.
Sağlık ekipleri 36 binden fazla temaslıyı takip etmeye çalışırken, son gün içerisinde bu kişilerin yaklaşık yüzde 86,6'sına ulaşılabildi. Bu oran, hedeflenen yüzde 95 seviyesinin altında kaldı.
Silahlı çatışmalar, ulaşım ve altyapı sorunları, tıbbi malzeme eksikliği ve sağlık çalışanlarının karşılaştığı güçlükler de müdahale çalışmalarını aksatıyor.
Virüs Kongo sınırlarının dışına çıktı
Salgının Demokratik Kongo Cumhuriyeti dışına taşması, bölgesel yayılım endişelerini güçlendirdi.
Kenya'da 26 Ekim itibarıyla 9 doğrulanmış vaka ve 2 ölüm kaydedilirken, Nijerya'da Uganda'dan gelen bir kişide virüs tespit edildi.
Uganda'da ise mayıs ve haziran aylarında 20 doğrulanmış vaka görülmüş, yeni vaka kaydedilmemesi üzerine ağustos ayında salgının sona erdiği açıklanmıştı.
Dünya Sağlık Örgütü ve CDC'nin 31 Ekim tarihli verileri, Kongo'daki salgının yanı sıra Kenya ve Nijerya'daki vakaları da doğruluyor.
Uganda'daki salgın ise daha önce sona ermiş durumda. Bu nedenle sınır ötesinde vaka görülmesi ile ülkelerde devam eden yerel salgınların birbirinden ayrılması gerekiyor.
Suudi Arabistan da virüsün yayılma riskine karşı 30 Ekim'de yeni tedbirler açıkladı. Önlemler kapsamında vatandaşların Kenya'ya seyahatinin askıya alınması, bu ülkeden gelecek kişilere vize verilmesinin durdurulması ve son 21 gün içerisinde salgının aktif olduğu ülkelerde bulunan yolcuların ülkeye girişinin engellenmesi kararlaştırıldı.
Aşı ve özel tedavi bulunmuyor
Mevcut salgına, Ebola virüsünün nadir türlerinden Bundibugyo neden oluyor. Bu tür için henüz özel olarak ruhsatlandırılmış bir aşı veya tedavi bulunmuyor. Zaire türüne karşı onaylanmış aşının Bundibugyo virüsüne karşı insanlarda etkili olduğu ise kanıtlanmış değil.
Sağlık kuruluşları, olası aşı ve tedavi yöntemlerine ilişkin araştırmaları sürdürürken, Kongo'da ağustos ayında başlatılan aşılama çalışmaları kapsamında 10 binden fazla kişiye Ervebo aşısı uygulandı. Bu uygulama, söz konusu aşının Bundibugyo türüne karşı etkinliğini değerlendirmeye yönelik araştırmalar çerçevesinde yürütülüyor.
Hastalığın bulaşması, enfekte kişinin belirtiler ortaya çıktıktan sonra kanı veya diğer vücut sıvılarıyla doğrudan temas edilmesi ya da bu sıvılarla kirlenmiş eşya ve yüzeylere dokunulması yoluyla gerçekleşiyor. Ebola, grip veya kızamık gibi hava yoluyla yayılmıyor.
Virüsün kuluçka süresi 2 ila 21 gün arasında değişiyor. İlk belirtiler arasında ateş, şiddetli halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve boğaz ağrısı yer alıyor. Bazı vakalarda kusma, ishal, organ işlevlerinde bozulma ve kanama görülebiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü, salgının durdurulması için erken teşhis, hastaların hızla izole edilmesi, temaslıların takibi, tedavi kapasitesinin güçlendirilmesi ve ülkeler arasında koordinasyonun artırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
