Kurak geçen yazın ardından kış aylarında etkili olan yağışlar, barajlara adeta yeniden hayat verdi. Kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan Doğancı ve Nilüfer barajlarında doluluk oranı yüzde 96,4’e ulaşarak sevindirici bir tablo ortaya koydu.
Bu artış, özellikle geçtiğimiz yıl yaşanan su sıkıntısının ardından hem yetkililer hem de vatandaşlar açısından önemli bir rahatlama sağladı.
Ancak uzmanlar, bu yüksek doluluk oranının rehavete neden olmaması gerektiğini vurgularken, suyun bilinçli ve tasarruflu kullanımının sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar, İLKHA muhabirine barajlardaki doluluk oranlarının su güvencesi için tek başına yeterli bir gösterge olmadığını belirterek, iklim değişikliği ve artan sıcaklıkların su kaynakları üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Su yönetiminin önemine işaret eden Dindar, yağış rejimindeki düzensizlikler ve iklim değişikliğiyle birlikte su bütçesinin doğru hesaplanması gerektiğini belirtti.
"Barajlardaki doluluk oranları, su güvencesinin tek bir parametresi değildir"
Son birkaç aydır yağışlarla birlikte Bursa'daki barajların doluluk seviyesi sevindirici bir düzeye geldiğini belirten Dindar, "Yüzde yüz doluluk oranlarına ulaşmasıyla birlikte baraj kapakları açma durumu söz konusu oldu. Barajların doluluğu, yaza güçlü bir giriş yaptığını gösteriyor. Bizim için bu avantajlı bir durum. Özellikle geçtiğimiz sene yaşadığımız olağanüstü kuraklığı da göz önüne alınacak olursak, bu yıl tablo oldukça rahatlatıcı. Ancak barajlardaki doluluk oranları, su güvencesinin tek bir parametresi değildir. Önümüzdeki yazın normallerin üzerinde sıcaklıklarla geçeceği öngörülüyor. Dolayısıyla barajlardaki buharlaşma, yağışların az olmasıyla birlikte artan su tüketimiyle birleştiğinde hem tarımsal anlamda baskı hem de sanayinin kullanımı düşünüldüğünde, kentsel kullanımda da sıcaklığa bağlı artışlarla suyun hızla azalması söz konusu olabilir." dedi.
"Suyun yönetimi ve bütçesinin nasıl hesaplandığı oldukça önemlidir"
Dindar, "Yağış rejimindeki düzensizlikler ve iklim değişikliğiyle ilgili süreçler de hesaba katıldığında, bizim suyu nasıl yöneteceğimiz ön plana çıkıyor. Barajlarda suyun var olması demek, mevcutta hiçbir önlem almadan suyu yine aynı şekilde kullanmaya devam etmemiz anlamına gelmiyor. Suyu nasıl yönettiğimiz ve su bütçesinin nasıl hesaplandığı oldukça önemlidir. Yazı belki rahat geçirebiliriz ama bu, yılsonuna kadar tamamen risksiz bir ortamda olduğumuzu göstermiyor. Kayıp-kaçak oranlarına bakıldığında yüzde 50’lere varan bir kayıp-kaçak oranından bahsediyoruz." diye belirtti.
