Küresel piyasalarda yatırımcıların riskli varlıklara yönelik temkinli tutumu, altın fiyatlarına destek vermeyi sürdürüyor.
Özellikle yapay zekâ yatırımlarının getirilerine ilişkin endişelerin hisse senedi piyasalarında satışları artırması ve tahvil getirilerinin gerilemesi, değerli metalin yeniden yükselişe geçmesinde etkili oldu. Hisse senetlerindeki baskı ve tahvil getirilerindeki düşüşün altını desteklediği belirtildi.
Fed'in faiz kararı yakından izleniyor
Altın fiyatlarının yönünü belirleyecek temel başlıklardan biri Fed'in para politikasına ilişkin beklentiler. Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Bangkok'ta düzenlenen Uluslararası Para Fonu (IMF) toplantısındaki açıklamaları, ekim ayında yeni bir faiz artışı yapılacağına yönelik beklentilerin zayıflamasında etkili oldu.
Warsh, yüksek gelen enflasyon verilerinin ABD ekonomisine ilişkin değerlendirmesini değiştirmediğini belirtirken, 27-28 Ekim'deki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında alınacak karara ilişkin kesin bir mesaj vermedi. Piyasalarda faizlerin sabit tutulacağı beklentisinin güçlenmesi, faiz getirisi bulunmayan altın açısından destekleyici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Bununla birlikte, enflasyonun yüksek seyretmesi ve Fed'in yeniden faiz artırabileceği ihtimali, altının yükselişini sınırlayabilecek riskler arasında yer alıyor. Faiz beklentilerindeki değişim, doların seyri ve tahvil getirileri önümüzdeki günlerde fiyatlamalarda belirleyici olacak.
Ons altın 4 bin 187 doları gördü
19 Ekim Pazartesi günü ons altın 4 bin 163 dolardan işlem görmeye başlarken, gün içinde 4 bin 187 dolara kadar yükseldi. Sabah saatlerinde 4 bin 179 dolar civarında işlem gören ons altın, 4 bin 200 dolar seviyesine yaklaşarak yatırımcıların odağında kalmayı sürdürdü.
Gram altın da küresel fiyatlardaki yükselişin etkisiyle güne 6 bin 627 liradan başladı. Gün içerisinde 6 bin 673 lirayı gören gram altın, sabah saatlerinde 6 bin 658 lira seviyesinde alıcı buldu.
Güvenli liman talebi sürecek mi?
Altının yükselişini koruyup koruyamayacağı, küresel risklerin yanı sıra merkez bankalarının faiz politikalarına ve doların hareketlerine bağlı olacak. Jeopolitik gerilimlerin devam etmesi, ekonomik görünümdeki belirsizliklerin artması ve tahvil getirilerinin gerilemesi altına talebi destekleyebilir.
Buna karşılık, enflasyonun beklentilerin üzerinde kalmasıyla faiz artışı ihtimalinin yeniden güçlenmesi veya doların değer kazanması fiyatlar üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle altındaki yükselişin kalıcılığı konusunda Fed'in 27-28 Ekim toplantısından çıkacak mesajlar ve küresel piyasalardaki risk iştahı yakından izlenecek.
