Arıcılığın geleceği için bilim insanları ve üreticiler Siirt'te buluştu

Siirt Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen 3. Ulusal Siirt Arıcılık ve Arı Sağlığı Çalıştayı'nda akademisyenler ve üreticiler bir araya geldi. Çalıştayda arıcılığın geliştirilmesi, kaliteli bal üretimi, arı sağlığının korunması ve sektörün karşılaştığı sorunlar ele alındı.

Otomobil - 05-11-2026 14:15

Siirt Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 3. Ulusal Siirt Arıcılık ve Arı Sağlığı Çalıştayı, akademisyenleri, arıcılık sektörü temsilcilerini ve üreticileri bir araya getirdi. Arıcılığın bilimsel çalışmalarla geliştirilmesi, balda kalite ve güvenilir üretimin artırılması, arı sağlığını tehdit eden unsurların önlenmesi ve sektörün geleceğine yönelik çalışmaların ele alındığı çalıştayda, üniversite ile üreticiler arasındaki iş birliğinin önemi de öne çıktı.

Çalıştayda konuşan Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Şındak, arıcılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını, doğal dengenin korunması ve kırsal kalkınma açısından da büyük önem taşıdığını belirtti.

Şındak, “Ülkemizin önemli gelir kaynaklarından birinin miktarını ve değerini artırmaya yönelik çok önemli bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Canlılığın, insanlığın devamını sağlayacak olan bir üretimin nasıl yapılacağına karar verileceği bir toplantı. Biz bu alanlarda gelişimi, bilimsel üretimi, bilimsel araştırmayı, aynı zamanda sahada uygulamanın niteliğini araştırmak, kaliteyi ve miktarı artırmakla sorumlu bir üniversiteyiz. Çünkü bu görev bizatihi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından bize tevdi edilmiştir.” dedi.

Arıcılığın doğal denge ve biyoçeşitlilik açısından önemine dikkat çeken Şındak, “Arıcılık yalnızca ekonomik bir üretim şekli değildir. Doğal dengenin korunmasını, biyoçeşitliliğin devamını ve kırsal kalkınmanın sürdürülmesini önemseyen bir alandır. Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Nahl Suresi'nde arıya özel bir yer verilmesi ve ürettiği balın insanlar için şifa kaynağı olduğunun bildirilmesi, bu eşsiz canlının yaratılışındaki hikmeti bizlere hatırlatmaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye'nin en büyük arıcılık araştırma merkezi konumundayız”

Siirt Üniversitesinin bölgedeki arıcılık potansiyelini bilimsel çalışmalarla desteklediğini belirten Şındak, Arıcılık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin Türkiye'nin en büyük araştırma merkezi konumunda olduğunu söyledi.

Şındak, “Siirt Üniversitesi olarak yerel değerlerimizi bilimsel çalışmalarla desteklemeyi ve bölgemizin üretim potansiyeline katkı sunmayı önemsiyoruz. Bu anlayışla faaliyetlerini sürdürdüğümüz Arıcılık Uygulama ve Araştırma Merkezimiz şu an Türkiye'nin en büyük araştırma merkezi konumundadır. Üreticilerimizin tecrübesini, Tarım İl Müdürlüğünün saha çalışmalarını ve üniversitemizin bilimsel birikimini birleştirmek suretiyle arıcılığın gelişimine ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Merkezin araştırma kapasitesini artırmaya yönelik laboratuvar çalışmalarında sona gelindiğini belirten Şındak, “Merkezimizin araştırma kapasitesini artırmak amacıyla laboratuvar kurulum çalışmalarımız sona gelmiş bulunmaktadır. Çalıştay boyunca paylaşılacak olan bilimsel verilerin ve deneyimlerin yeni araştırmalara, ortak projelere ve kalıcı birlikteliklerin oluşmasına zemin hazırlamasını diliyorum.” dedi.

“Balı tüketici için garanti bir ürün hâline getirmemiz gerekir”

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkan Yardımcısı Kazım Doğan ise gıda sektöründeki taklit ve tağşiş sorununa dikkat çekerek balın güvenilirliğinin sağlanmasında arıcı birliklerinin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

Doğan, “Ülkemizde gıdayla ilgili önemli oranda sorunlar var. Her hafta Tarım Bakanlığının yayımladığı taklit ve tağşiş listeleriyle de bu görülmektedir. Öyleyse balın garantörü olması gereken artık arı yetiştiricileri birliklerimizdir. Balların tüketiciye ulaşmasında kesinlikle birliklerimiz bu duruma el atmalıdır. Bakanlığımız da bütün politikalarını belki de bu yöne çevirmelidir. Balı Türkiye'de tüketici için garanti bir ürün hâline getirmemiz gerekir.” ifadelerini kullandı.

Arıcılık desteklerinin yalnızca maddi yardımlarla sınırlı tutulmaması gerektiğini belirten Doğan, “Elbette ki arıcılığa verilen desteklere de muhakkak değinmemiz gerekir. Destekleri sadece birtakım rakamlarla ifade etmek yerine artık bunu ekosistem desteği olarak görmemiz gerekir. Yani arının önemi bütün dünyada bilim insanlarımızca ortaya konuyor ve herkes bir ezberden, 'Arı olmazsa yaşam olmaz.' diyebiliyor. Ama bunlar sadece birer ezber gibi duruyor. Bu öneme daha ciddi vurgu yapabilmek adına arıcılık artık bir ekosistem desteği olarak tanımlanmalı.” dedi.

“Arı sağlığını tarımsal ilaçlamalar ciddi şekilde tehdit ediyor”

Cehtar Bal Organik Bal Üreticisi Recep Ertaş, arı sağlığını tehdit eden en önemli sorunlardan birinin tarımsal ilaçlamalar olduğunu belirterek arıların yalnızca bal üretiminde değil, dünya gıda zincirinin devamında da önemli rol oynadığını söyledi.

Üniversiteyle ortak AR-GE çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Ertaş, “Organik bal ve organik gıda takviye ürünleri üzerine çalışıyoruz. Üniversiteyle bir protokolümüz var. Üniversiteyle ortak AR-GE çalışmaları da yapıyoruz. Bu sene üçüncüsü düzenlenen Ulusal Arıcılık ve Arı Sağlığı Çalıştayı'na biz de katkıda bulunarak hem kıymetli hocalarımızdan bilmediğimiz şeyleri öğrenmek hem de çalıştaya katkı sunmak için geldik.” diye konuştu.

Ertaş, tarımsal ilaçlamaların arılara verdiği zarara dikkat çekerek, “Bir üretici olarak çektiğimiz en büyük sıkıntı, özellikle tarımsal ilaçlamaların arı sağlığını çok ciddi şekilde tehdit etmesidir. Biliyorsunuz, dünya gıda ve besin zincirinin yüzde 65'i arıların yaptığı tozlaşmayla gerçekleşmektedir. Dolayısıyla arılar sadece bal üretmiyor, aslında bizim besin zincirimizi de sağlıyor. Bu sebeple arılara her alanda sahip çıkmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“400 bin ton civarında sahte bal üretildiği söyleniyor”

Türkiye'deki bal üretimi ile sahte bal miktarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ertaş, “Tarım Bakanlığının verilerine göre 2025 yılında 95 bin ton orijinal bal üretilmiştir. Bunun 35 bin tonu salgı balı, 60 bin tonu ise çiçek balıdır. Tarım Bakanlığının verilerine göre 95 bin ton orijinal bal üretiliyorsa demek ki 400 bin ton civarında sahte bal üretildiği söyleniyor.” dedi.

Türkiye'nin bal ve zeytinyağı konusunda Avrupa'da yayımlanan raporlarda olumsuz şekilde anıldığını belirten Ertaş, “Özellikle Avrupa'da hem balda hem de zeytinyağında maalesef Türkiye'nin kara bir ismi var. 2025 yılında Avrupa'da yayımlanan bir raporda, Türkiye'de alınan 15 balın 14'ünün şüpheli, alınan 10 zeytinyağının ise 9'unun şüpheli olduğu belirtiliyor. Bu, ülkemiz için iyi bir şey değil, iç açıcı bir durum değil. Bu sebeple ilgili mercilerin bu konuda daha caydırıcı önlemler alması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“ARİMER her sene giderek gelişiyor”

Siirt Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Faik Efe de çalıştayın hem üreticilerin emeğinin korunması hem de toplum sağlığı açısından önemli olduğunu belirtti.

Çalıştayın üçüncüsünü düzenlediklerini ve her yıl üzerine yeni çalışmalar eklediklerini ifade eden Efe, “Hem emekçilerin emeğinin korunması hem de insanımızın sağlığı için bugün bir çalıştay düzenliyoruz. Bu çalıştayı üçüncü kez yapıyoruz. Her sene üzerine bir şeyler katarak ilerliyoruz. Çok mutluyuz. Gerçekten Siirt Üniversitesi arıcılık üzerine bayağı bir çaba sarf ediyor. ARİMER her sene giderek gelişiyor.” dedi.

ARİMER bünyesinde yeni tesis ve laboratuvarların kurulmasının planlandığını belirten Efe, “Seneye inşallah bal paketleme, araç gereç ve bal analiz laboratuvarı ARİMER bünyesinde kurulacak. Biz de Arıcılar Birliği olarak elimizden geldiği kadar onlara yardımcı oluyoruz. Siirt, arıcılık alanında şu anda doğu ve güneydoğu'nun göz bebeği hâline gelmiştir. Bu çalıştayların yapılması ve çok değerli hocalarımızın bilgi vermesi çok çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Günün Diğer Haberleri