Siyonist rejimde 27 Ekim'de yapılması planlanan seçimler yaklaşırken Netanyahu, yaklaşık 10 yıldır yayımlanmayan türden bir ulusal güvenlik belgesi hazırlatarak kamuoyunun karşısına çıktı. Üç sayfalık belge, yeni bir güvenlik yaklaşımından çok saldırı kapasitesini artırmayı, askerî üstünlüğü korumayı ve bölgedeki nüfuzu genişletmeyi hedefleyen bir çerçeve ortaya koydu.
İran'ı öncelikli tehdit olarak gösteren Netanyahu, ABD'nin desteği veya Washington ile önceden koordinasyon olmadan da İran'ın nükleer programına karşı önleyici saldırı düzenleyebileceklerini savundu. Belge ayrıca gerektiğinde sınır bölgelerinde tampon alanlar oluşturulmasını, yerli silah sanayisinin geliştirilmesini ve yapay zekâ ile kuantum bilişim gibi alanlarda teknolojik üstünlüğün güçlendirilmesini öngörüyor.
Netanyahu, 7 Ekim 2023'teki gelişmelerin güvenlik doktrinini değiştirdiğini ileri sürerek Gazze'den Yemen'e, Lübnan'dan İran'a uzanan askerî saldırılarını savundu. Saldırıları güvenlik gerekçeleriyle açıklayan sözde Başbakan, yeni belgede tehditleri karşılamaktan ziyade ortaya çıkmadan hedef almayı önceleyen bir yaklaşım benimsediklerini belirtti.
Ancak belge, ayrıntılı bir operasyon planı veya İran'a karşı izlenecek somut bir yol haritası ortaya koymuyor. Tampon bölgelerin nerelerde kurulacağı açıklanmazken, "güvenlik" hedeflerinin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin ayrıntılı bir plan da sunulmuyor. Bu yönüyle belge, seçim öncesinde askerî güç ve güvenlik söylemini öne çıkaran siyasi bir metin görünümü taşıyor.
Muhalefet Netanyahu'yu eleştirdi ancak tartışma aynı güvenlik anlayışı içinde kaldı
Netanyahu'nun açıklamaları, siyonist rejimdeki muhalefet liderleri Yair Lapid ve Gadi Eisenkot tarafından sert sözlerle eleştirildi. Ancak eleştirilerin merkezinde işgal ve saldırı politikalarının kendisinden ziyade Netanyahu'nun güvenlik alanındaki başarısızlıkları, yönetim biçimi ve seçim öncesi siyasi hesapları yer aldı.
Muhalefet lideri Lapid, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada belgeyi "yüzeysel ve tuhaf" olarak nitelendirerek sanki bir sohbet robotunun ücretsiz sürümüyle yazılmış gibi göründüğünü söyledi. Lapid, metnin gerçek bir güvenlik stratejisi sunmadığını, hükümetin başarısızlıklarını örtmeye çalıştığını belirtti.
Lapid ayrıca 7 Ekim'deki "güvenlik" başarısızlıklarını inceleyecek resmî bir soruşturma komisyonunun kurulmamasını, normalleşme anlaşmalarının genişletilememesini ve Haredi Yahudilerin askerlikten muaf tutulmasını eleştirdi. Netanyahu'nun izlediği politikaların uluslararası ilişkileri zedelediğini ve toplumsal ayrışmayı derinleştirdiğini ifade etti.
Eisenkot da belgeyi "sloganlarla dolu iki boş sayfa" olarak nitelendirdi ve metnin Netanyahu döneminde oluşan stratejik boşluğu yansıttığını söyledi. Seçimlerden dokuz gün önce yayımlanan belgenin, 7 Ekim saldırılarının ardından yaşanan başarısızlıkların üzerini örtme girişimi olduğunu belirtti.
Eisenkot, Netanyahu'nun savaş hedeflerine ulaşamadığını, HAMAS ve İslami Cihad'ın askerî ve yönetim kapasitesinin ortadan kaldırılamadığını, Hizbullah'ın caydırılamadığını ve işgal altındaki Batı Şeria'da istikrarın sağlanamadığını ifade etti. Ayrıca Netanyahu'yu kamuoyunu yönlendirmek, korku oluşturmak ve seçim kampanyasındaki sorunları geri plana itmekle suçladı.
Bununla birlikte muhalefetin eleştirileri, Netanyahu'nun politikalarının sonuçları ve yönetim başarısızlıkları üzerinde yoğunlaştı. Açıklamalarda, siyonist rejimin askerî üstünlüğünü koruma, bölgesel nüfuzunu genişletme ve saldırı kapasitesini artırma hedeflerinden köklü bir kopuş ortaya konulmadı. Eisenkot'un iktidara gelmeleri hâlinde 150 gün içinde resmî bir ulusal güvenlik stratejisi hazırlama vaadi de tartışmanın temel çerçevesini değiştirmedi.
Seçim anketlerinde Netanyahu geriliyor
Yeni güvenlik belgesi, Netanyahu'nun seçim yarışında zorlandığı bir dönemde yayımlandı. Siyonist rejimin kamu yayıncısı tarafından açıklanan ankete göre Netanyahu'nun siyasi bloğu iki sandalye kaybederek 51 sandalyeye gerilerken, Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloğu 52 sandalyeye yükseldi.
Başbakanlık için tercih edilen isimler sıralamasında da Eisenkot yüzde 43 destekle Netanyahu'nun önünde yer aldı. Netanyahu'nun desteği yüzde 35'e geriledi. Buna karşın 120 sandalyeli mecliste hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye iki blok da ulaşamadı.
Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın seçimlerde kendisine verdiği açık desteği de siyasi avantaj olarak kullanmaya çalışıyor. Trump, Netanyahu'nun yeniden seçilmesini desteklediğini açıklayarak başka bir liderin seçilmesinin yanlış tercih olacağını savundu. Eisenkot ise başbakanı ve hükümeti seçme kararının yalnızca siyonist rejimdeki seçmenlere ait olduğunu söyledi.
Netanyahu'nun yolsuzluk suçlamalarıyla devam eden yargı süreci ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin Gazze'de işlendiği belirtilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle Kasım 2024'te çıkardığı yakalama kararı da seçim sürecindeki önemli başlıklar arasında bulunuyor.
Siyonist siyasette değişim tartışması, işgal politikalarının ötesine geçmiyor
Netanyahu'nun güvenlik belgesi ile muhalefetin tepkileri birlikte değerlendirildiğinde, seçim yarışının temel olarak kimin daha başarılı bir güvenlik yönetimi sunacağı ve mevcut başarısızlıklardan kimin sorumlu tutulacağı ekseninde yürüdüğü görülüyor. Netanyahu askerî üstünlük ve önleyici saldırıları öne çıkarırken muhalefet, onun bu hedefleri gerçekleştiremediğini savunuyor.
Böylece taraflar arasındaki sert söylem, siyonist rejimin bölgesel askerî gücünü ve güvenlik doktrinini sorgulayan köklü bir hesaplaşmaya dönüşmüyor. Netanyahu'nun belgesi somut ayrıntılardan yoksun kalırken, muhalefetin eleştirileri de farklı bir siyasi ve "güvenlik" çizgisinin nasıl uygulanacağı sorusuna kapsamlı bir yanıt sunmuyor. Seçim öncesindeki bu karşılıklı suçlamalar, siyonist siyasetteki rekabetin işgal ve saldırı politikalarının esasını değiştirmekten çok bu politikaları kimin yöneteceği etrafında şekillendiğini gösteriyor.